13 Ocak 2016 Çarşamba

Sıradan bir sabah olmalı...




Bazen gözlerinizi mutlu açmazsınız güne, o yataktan çıkış eziyettir. Ama buna mecbursunuz; gitmeniz gereken bir işiniz, katılmanız gereken dersleriniz, okumanız gereken kitaplar ve dinlemek istediğiniz müzikler vardır. Ayaklarınız yere bastığı an monotonluğunuzun içine düşersiniz. O monotonlukta yapabileceğiniz en büyük değişiklik kahve yerine papatya çayı içmek olacaktır. Zaten ikinci yudumdan sonra bunun iyi bir fikir olmadığına karar verip kahvenizi hazırlamaya koyulursunuz. 

Tam pencerenin önüne oturup yudumlamaya başladığınız kahveniz ile birlikte telefonunuza sıralanmış olan onlarca bildirimi kontrol edersiniz. Gözünüz sürekli sağ üst köşede cilveleşmekte olan rakamlara takılır. Zamanın hakimi olmak istersiniz bir an. Küçük bir gülümseyişle beyninizden geçen bu komik düşünceyi silersiniz. Çünkü bilirsiniz ki zaman sizin hakiminizdir. O küçük tuşa dokunup sanallıktan çıkarsınız. Yüzünüzü avcunuzun içine alıp pencerenin öte yanında akmakta olan hayatları izlemeye koyulursunuz. Anılar eşliğinde... Anılar...

Sevinip üzülmek arasında yaşanan kararsız yüzünüze yansır, parlak cam yansımayı size ulaştırmakta gecikmeyecektir. Parmaklarınız düşünceleri geçiştirmek için yanağınız üzerinde sırayla ritim tutarken yumruk büyüklüğünde bir şey boğazınıza oturacak ve o yumruğun kollarından biri genzinize ulaşıp acı bir şekilde yakacaktır. akabinde yanaklarınızın ıslandığını hissedeceksiniz. Zamanın akıp gitmesini umursamayacağınız anlardan birini yaşıyor olacaksın, zaman yenilecek.

Tam karşınızda duran boş sandalye görmezden gelinmesi gereken alanlardan biri olacak, varlığını bilecek ve ona bakmamak için insan üstü çaba harcayacaksınız. Anlatamadıklarınız bir bir doluşacak zihninize. Benliğinizin size oynadığı ufak bir oyun, düşünmeyi ertelediğiniz kötü şeyler tam da o an kendini düşündürecek. Her şey üst üste gelmez mi zaten? Bağırmak rahatlamak için kullanışlı bir yöntem olabilir, ama yaşadığınız çevre bağırtılarınızı duymaya hazır değildir, zaten kimse sizi dinleme gereği duymazken bağırmak biraz aşırıya kaçmaz mı? Elbette fısıltılarla bile iletişim kurduklarınız vardır, o bambaşka bir güzellik.. Ama ya ön yargılarla sarmalanmış olan insanlık? Hah.

Çabucak kurulayacaksınız yüzünüzdeki utanmaz ıslaklığı,Birileri söylemişti değil mi; "O inci taneleri çok değerli, boşa harcama." uzaklardan gelen bu ses sizi kendinize getiren nokta olacak ve şımarık gülümsemenizi yüzünüze yerleştirip camdan yansıyan görüntünüze bakacaksınız. Negatifliğin yerini pozitiflik alacak. Hayat kaldığı yerden devam edecek ve siz gülümsemeye devam edeceksiniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

カーソル・スイッチ